12 Kasım 2023 Pazar

Sevgili Kendim;

    Sevgili Kendim,
   Yalnız değilsin ve yalnızlığı sevmiyorsun. Sen, yalnızca kuru kalabalıkların insanı değilsin. Çevrende kuru kalabalıkların yarattığı gürültü ve kaosu sevmiyorsun. Sessizliği seviyorsun. İnan bana, Sessizliği sevmek, yalnızlığı sevmek değildir.
   Sahilde bir bardak çay içmeyi, gösterişli doğum günü kutlamalarına tercih ediyorsun. Bir günün değil, her günün özel olduğuna inanabilirsin. Bu yalnızlık değildir.
   Farklı düşünceler, normaldir. Ve kişi, bir noktada sürüyle farklı düşünebilir. Aynı işi yapsak, aynı yemeği paylaşsak bile hislerimiz ortak paydada kesişmeyebilir. Kötü hissettiğin gün, en sevdiğin yemeğin tadı berbat gelebilir.
   Sevgili kendim, düştüğünde kaldıran dostların olduğunu hatırla. Ne yapacağını bilmediğinde seninle birlikte dertlenenleri hatırla. Seninle gülen, seninle ağlayan yüzleri hatırla. Şimdi aynaya bak ve söyle: "Yalnız mısın?"
   Mutluluk, sürekli değildir. Sürekli mutluluğu aramayı bırakıp, diğer duyguları da kucaklamayı öğrendiğinde, yalnızlık seni terk edecek. 
Etrafına dön bir bak ve kararını ver. Kuru kalabalıkların içindeki mutsuzluğunu görmene rağmen ayak direyecek misin yoksa birkaç arkadaşınla sessizliği mi paylaşacaksın?
  Mutluluğu kovalamayı bıraktığında, yalnızlık hissi seni terk edecek.





11 Kasım 2023 Cumartesi

Sevgili Kendim;


 Sevgili Kendim;

Sende en sevmediğim iki huyun var: Biri yersiz inadın, diğeri hemen olumsuzluğa kapılıp vazgeçmen.
   Bir yanın mücadeleci, tuttuğunu koparan küçük bir çocukken; diğer yanın, bu dünyadan elini eteğini çekmiş, her şeyi bildiğini ve herkesi tanıdığını sanan bir ihtiyar. 
   Bu ikilem beni tüketiyor.
   Çünkü neye ayak diretip nerede vazgeçmem gerektiğini çoğu zaman bilemiyorum. Çünkü insanım. Çünkü insanlar yedisinde de yetmişinde de yaşadığı dünyanın acemisi.
   İnsan beşer, düşer şaşar demiş atalarımız. Doğru demişler güzel demişler ama; atalarımızın sözlerini kulak ardı ediyorum. Duymazlıktan geliyorum. 
   Oysa ki, bende hatalar yapıyorum. Düşüyorum, şaşıyorum. Sana bu satırları yazarken bile, şüphenin derin sularında boğuluyorum. Acaba, diyorum. Acaba hata mı ediyorum? Beni bu hayatta en çok korkutan şeyin hata yapmak olduğuna karar veriyorum. Sürekli keşke şöyle yapmasaydım/yapsaydım, diyorum. Oysa ki, yazdım ve oldu. Yaşandı, bitti. İki cümle. Başka bir zamanda, yine benzer bir durumla karşılaştığımda, aynı şeyi yapmam ya da aynı tepkiyi vermem, olur biter. 
  Ama yok!
  Ben, seni şöyle bir güzel üzmeliyim.
   Sevgili kendim, şunu bilmelisin ki, seni üzen hep ben oldum. Evet başkaları da incitti ama; ben incindiğim anlarda, sana, "Boş ver!" demek yerine, onlara hak verdim ve seni incindiğin yerden kırdım.
   Seni düş kırıklığına uğratan da bendim. Düşlerimin peşinden yeterince koşmadım. Hep bahanelerim oldu. En çok yalanı ben sana söyledim ve türlü bahanelerle seni kandırdım.
   Ve en önemlisi, seni hep ihmal ettim.
   Seni yeterince sevemedim.
   Saçlarımı yeterince okşamadım.
   Oysa, seni sevmek bencillik ya da egoistlik değildi.
   Kendimi sevmek, kendimi sevmekti.
   Hatalarımı kabullenmek ve keşkelerden vazgeçmem ve düşlerim için ayak diremem gerekirdi.
  Canım kendim, özür dilerim.

Hikayelerime ulaşmak için;

❤️ 

Sevgili Kendim,


  Sevgili Kendim;

   Hayatta öğrenilecek acı tatlı pek çok şey var. Ve bizler hatalarımızdan dersler çıkararak, gerçek beni tanıyabiliriz. Eğer hatalarımız ve doğrularımızı reddetmek yerine onları kabullenirsek, kendimizin akıl hocası olmayı kabullenirsek; kendi kendimizin bilgesi olabiliriz. 

   Sonuçta hayata bir kez geliyoruz. Hayat; hem bir kuşun kanat çırpışı kadar kısa hem de bir kaplumbağanın yürümesi kadar uzun. ;)

   Laf aramızda, ben kanatlarımı çırpmaktan biraz yoruldum. Artık bir kaplumbağa gibi adımlarımı aheste aheste atıyorum. Çünkü hep başkaları için kanat çırptım. Başkaları için çabaladım. Başkaları istemese de başkaları için çabaladım.  Belki de beni en çok yoran, bu somut gerçeği göz göre göre reddetmek oldu. 

   Sanırım bir karar vermem gerek. Geç kalınmış bir karar. Kendim ve başkaları arasında bir seçim yapmalıyım. İlk kez kendimi seçiyorum.

   Başkaları için yorduğum kanatlarımı, kendimi yüceltmek için çırpmak adına inzivaya çekiyorum. Kaplumbağa hızında başlayan bu yolculuğumun, kanatlarım iyileştiğinde, beni yeni bir bene taşıyacağını biliyorum.

   Yaşanacakları tam anlamıyla bilemesemde, olacakları iyisiyle kötüsüyle kabulleniyorum. 

Ve sevgili kendim, senden gerçek bir ben yaratıyorum. 

Ve seni kocaman öpüyorum. :)