Sevgili Kendim;
Sende en sevmediğim iki huyun var: Biri yersiz inadın, diğeri hemen olumsuzluğa kapılıp vazgeçmen.
Bir yanın mücadeleci, tuttuğunu koparan küçük bir çocukken; diğer yanın, bu dünyadan elini eteğini çekmiş, her şeyi bildiğini ve herkesi tanıdığını sanan bir ihtiyar.
Bu ikilem beni tüketiyor.
Çünkü neye ayak diretip nerede vazgeçmem gerektiğini çoğu zaman bilemiyorum. Çünkü insanım. Çünkü insanlar yedisinde de yetmişinde de yaşadığı dünyanın acemisi.
İnsan beşer, düşer şaşar demiş atalarımız. Doğru demişler güzel demişler ama; atalarımızın sözlerini kulak ardı ediyorum. Duymazlıktan geliyorum.
Oysa ki, bende hatalar yapıyorum. Düşüyorum, şaşıyorum. Sana bu satırları yazarken bile, şüphenin derin sularında boğuluyorum. Acaba, diyorum. Acaba hata mı ediyorum? Beni bu hayatta en çok korkutan şeyin hata yapmak olduğuna karar veriyorum. Sürekli keşke şöyle yapmasaydım/yapsaydım, diyorum. Oysa ki, yazdım ve oldu. Yaşandı, bitti. İki cümle. Başka bir zamanda, yine benzer bir durumla karşılaştığımda, aynı şeyi yapmam ya da aynı tepkiyi vermem, olur biter.
Ama yok!
Ben, seni şöyle bir güzel üzmeliyim.
Sevgili kendim, şunu bilmelisin ki, seni üzen hep ben oldum. Evet başkaları da incitti ama; ben incindiğim anlarda, sana, "Boş ver!" demek yerine, onlara hak verdim ve seni incindiğin yerden kırdım.
Seni düş kırıklığına uğratan da bendim. Düşlerimin peşinden yeterince koşmadım. Hep bahanelerim oldu. En çok yalanı ben sana söyledim ve türlü bahanelerle seni kandırdım.
Ve en önemlisi, seni hep ihmal ettim.
Seni yeterince sevemedim.
Saçlarımı yeterince okşamadım.
Oysa, seni sevmek bencillik ya da egoistlik değildi.
Kendimi sevmek, kendimi sevmekti.
Hatalarımı kabullenmek ve keşkelerden vazgeçmem ve düşlerim için ayak diremem gerekirdi.
Canım kendim, özür dilerim.
Hikayelerime ulaşmak için;
❤️
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder